9 Haziran 2013 Pazar

MARDİN


MARDİN İLİMİZİN 
TARİHÇESİ 

 
   Bir dağın tepesine kurulmuş olan Mardin Mezopotamya’nın en eski şehirlerinden biri ve Türklerin Anadolu’daki ilk duraklarındandır. Şehir hakkındaki en eski tarihi belgeye M.Ö. 1305–1274 yıllarında I.Adad Nariri yıllarında rastlanır. Mardin adıyla ilgili pek çok söylenti vardır. Bunlardan biri Mardin’in kelime anlamının ‘kale’ olduğudur. Bu adın Mardin’e verilme nedeninin Mardin’de birçok kalenin bulunmasıdır. Bu kaleler: Mardin Kalesi, Kız Kalesi (Kalıtmara), Arur Kalesi, Erdemeşt Kaleleridir. Hammer tarihine dayanan farklı bir söylenti ise Pers Kralı Ardeşir buraya bir kavim yerleştirdi. Bu kavmin adı Marde’dir ve şehir adını bu kavimden almıştır. Diğer bir söylenti yine Perslere dayanmaktadır. Kral hastadır ve iyileşmek için şehre gelir. Kralın adı Mardin’dir ve ismi bu şehre verilmiştir. Diğer bir bilgi Vakidi’den aktarılmıştır. Din adındaki İranlı Zahit Heraklus tarafından öldürülmüştür ve bu bölgenin adı Metadin’den (din öldü) gelmektedir. Zamanla Metadin Mardin’e dönüşmüştür.
Tarihi karakterini büyük ölçüde koruyan kentle ilgili ilk bilgileri bize ünlü tarihçi Ammianus Marcellinus M.S. 4.yüzyılda vermektedir. Bu dönemde kent Maride adını taşımaktadır.
           M.Ö. 3 bin sonlarından itibaren çeşitli Mezopotamya kaynaklarında karşımıza çıkan Mardaman Şehri ile bağlantısı halen tartışma konusudur. J.Lewy, A.Goetze ve M.Civil gibi bilim adamları Mardman’ın Mardin ile aynı Kent olduğunu ileri sürmektedir. Eğer bu görüş doğru kabul edilirse, Mardin kent olarak ilk kez M.Ö. 3 bin sonlarında tarih sahnesine çıkmış olmaktadır. Daha sonra Hitit’ler de bölgeye gelmiş, sırası ile Hind-Asi boyları mittaniler, Asurlular, İskitler, Persler ve Yunanlılar bölgede hüküm sürmüşlerdir.  Kaynaklara göre eski yunan coğrafyacılar Mardin “Marde” Romalılar ise “Maride” olarak anmaktadırlar.
            Avusturyalı tarihçi Hammer ise bölgeye (226–241) “Marde” adlı bir kavimin yerleştiğini, bu nedenle de Şehrin “Marde” olduğunu yazmaktadır. Bizanslıların “Mardia”, Arapların ise “Maridin” olarak adlandırdıkları kentin adı Hanna Dolapönü’ne (1972) göre de Süryani dilindeki “Merdo-Merdi” (Kale)den gelmektedir.
 Mardin çevresi, yukarı Mezopotamya’da M.Ö.8000 yılına dayanan tarihi yerleşimlere ait kalıntılara rastlanır. M.Ö. 4500 yılında Süryanilerle başlar, M.Ö. 539 yılına kadar birçok değişik uygarlık yerleşmiştir. Bunlar: Akadlar, Babiller, Hititler, Mittaniler, Asurlar, Urarturlar ve Perslilerdir. Büyük Alexandır M.Ö. 335 yılında Mardin’i kuşattı. Mardin’in değişik göçebe kavimlerin hükümdarlığında kaldıktan sonra M.S.249 yılında Romalılar tarafından kuşatılmıştır. Kalenin bu döneme rastladığı kabul edilmektedir. Bizanslılar M.S. 692 yılına kadar burada hüküm sürmüştür. Emevi ve Abbasilerle Mardin önemli bir Hıristiyan etkisi altında Müslüman bir şehir haline gelmiştir. M.S. 885 ve 990 yılları arasında İpek yolunun yapılmasıyla kültürel ve ticari açıdan gelişmiştir. Şehir 1089 yılında Selçuklular tarafından kuşatılmıştır. 1105’te Mardin Artuklular’ın başkenti olmuştur.304 yıl süren bu dönemde pek çok anıt yapılmış ve birçoğu da restore edilmiştir. Türk Prensliği dönemi ve Osmanlıların 1516’dan sonra burayı kuşatmasıyla şehir önemli bir kale ve ticaret merkezi haline gelmiştir. Cumhuriyet döneminde Mardin önemli bir Taşra Merkezi ve sınır kenti haline gelmiştir.